Ana Sayfa » Güncel » Ülkücüler Olarak Necip Fazıl'ı Unutmadık


Necip Fazıl 26 yıl önce bugün vefat etti. Ölüm anındaki son sözünden hepimizin, yapılmasını istediği cenaze töreninden de Türkan Saylan`ın imamının alması gereken dersler var.



26 Mayıs 1904 perşembe günü İstanbul`da doğan şair Necip Fazıl, 25 Mayıs 1983 tarihinde vefat etti. Günü gününe tam 79 yıl yaşadı.



Ne gördü bilinmez; ateşin verdiği etki ile kırmızıya yakın pembeleşen dudakları hafifçe kıpırdadı ve "Demek böyle ölünürmüş!.." dedi... Nitekim bu söz sözlerinden hemen sonra şahadet getirerek son nefesini verdi.



Geride güzel bir vasiyet bıraktı. Sevenleri de gereğini yaptı.





Necip Fazıl`ın vasiyetindeki ilgili kısımlar şöyle:



`...Nasıl, nerede ve ne şekilde öleceğimi Allah bilir. En büyük korkularımdan biri, nice müellifin başına geldiği gibi, ölümümden sonraki tahriflerdir.



Beni, ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi, İslami usullerin en incelerine riayetle gömünüz!



Cenazeme çiçek ve bando muzika gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malum. Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum... Çiçekler çamura ve bando yüzgeri koğuşuna...



Cenazemde, namazıma durmayacaklardan hiç kimseyi istemiyorum! Nede, kim olursa olsun, kadın... Ve bilhassa, ölü simsarı cinsinden imam! Ve "bid"at" belirtici hiçbirşey!..



Başucumda ne nutuk, ne şamata, ne medh, ne şu, ne bu... Sadece Fatiha ve Kur"an...



Mezarımda ilahi ve ulvi isim ve sıfatlardan ve benim beşeri ve süfli isim ve sıfatlarımdan hiçbir iz bulunmayacak... Mevlid de istemem! Onu, uhrevi rüşvet vasıtası yapanlara bırakınız! Sadece Kur"an...



Şimdi sıra en büyük dileğimde... Müslümanlardan, Eğer bu davada hizmetim geçtiğine inanan varsa, şunları istiyorum: Her ferdin, herhangi bir kifayet hesabına yanaşmaksızın, benim için "Necip Fazıl"ın kaza borcuna karşılık" niyeti ile bir günlük (Beş vakit) namaz kılması ve yine birgün oruç tutması... Mevtanın ardından, onun için kaza namazı Şafii içtihadında caizdir ve aynı içtihat Hanefilerce de rahmettir. Her ferdin, en aşağı yüz Tevhid kelimesi okuyup sevabının mislini bana hediye etmesi... 70 bine dolması lazım... Bir de, üzerimde hakkı olanların bunu Allah rızası için helal etmeleri... Ölünceye dek, üzerimdeki Allah ve kul haklarından mümkün olanını ödeyebilmek için elimden geldiği kadar cehdetmek azmindeysem de ne olacağını, nereye, hangi noktaya varabileceğimi bilmiyorum ve yardımı müslümanlardan bekliyorum. "Şey"en lillah" tabiriyle bana Allah için birşey veriniz! Yardımınızı esirgemeyiniz!



Allah`ı, Allah dostlarını ve düşmanlarını unutmayınız! Hele düşmanlarını!..



Olanca sevgi ve nefretinizi bu iki kutup üzerinde toplayınız!



Beni de Allah ve Resul aşkının yanık bir örneği ve ardından bir takım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız!`



Vasiyetin bazı bölümleri işte böyle...



Antalya Ülkü Ocakları'nın Necip Fazıl Kısakürek'in ölümünün 26. yıldönümü ile ilgili yayınladığı basın bildirisi şu şekilde:



Türk İslam davasının önemli şahsiyeti Necip Fazıl Kısakürek'i vefatının 26. yılında rahmet ve minnetle anmaktayız.



Ölümünün üzerinden 26 yıl geçen Necip Fazıl Kısakürek bizlere yüzlerce eser bıraktı. O sadece sanat ve edebiyata bağlı kalmadı. Büyük Üstat 'Çöle inen nuru' yazarak Peygamber Efendimizin hayatını ele alıp Hz. Muhammed'i genç kuşaklara sadece öğretmeyip onu sevdirip daha iyi anlaşılmasını sağladı.



Necip Fazıl Kısakürek kimdir? Maraş'lı bir soydan gelen Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'taki konağında geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal, Ahmet Hamdi(Akseki),İbrahim Aşki gibi isimler vardı.



İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten (1924) sonra gönderildiği Fransa'da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde okudu. Paris'te geçen bohem günlerinden sonra, Türkiye'ye dönüşünde Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Bir Fransız Okulu, Robert Kolej, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde hocalık yaptı(1939-43).Sonraki yıllarında fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı.



Şairliğe ilk adımını on yedi yaşında iken, annesinin arzusuyla başladı ve ilk şiirleri Yeni Mecmua'da yayımlandı. Milli Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirdikten sonra, Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta çağdaşı şairlerin en önüne çıkararak edebiyat çevrelerinde büyük bir hayranlık ve heyecan uyandırdı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı Ben ve Ötesi (1932) ile en az öncekiler kadar takdir toplamayı sürdürdü.



Necip Fazıl'ın şairliği ve oyun yazarlığı kadar önemli yönü, çıkardığı dergilerle düşünce hayatımıza kattığı zenginlik ve bu dergilerde çıkan yazılarla sürdürdüğü mücadeledir. Haftalık Ağaç dergisi(1936,17 sayı) dönemin ünlü edebiyatçılarının toplandığı bir okul olmuştur. Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla İsmet Paşa ve tek parti (CHP) yönetimine şiddetli bir muhalefet sürdürmesi sonucu hakkında açılan çok sayıda davada yüzlerce yıl hapsi istendi,163. maddeye aykırı bulunan yazıları ve kimi zaman da bulunan bahanelerle birkaç yılda bir hapse mahkûm oldu. Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıları yer alır. Sık sık kapatılan ve çeşitli bahanelerle toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve çeşitli yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Hergün ve Tercüman gazetelerinde yayımlandı. Büyük Doğu'da çıkan yazılarında kendi imzası dışında Adıdeğmez, Mürid, Ahmet Abdülbaki gibi müstear isimler kullandı.1962 yılından itibaren de hemen hemen tüm Anadolu şehirlerinde verdiği konferanslarla büyük ilgi topladı. Başta İdeolocya Örgüsü (1959) olmak üzere düşünce eserleriyle kültür hayatımıza verdiği büyük hizmet, diğer tüm yönlerini bile geride bırakacak üstünlüktedir.



1980'de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü'nü, 'İman ve İslam Atlası' adlı eseriyle fikir dalında Milli Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981),Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982) almış beratla 'Sultan-üş Şuara' (Şairlerin Sultanı) unvanını kazanmıştır.



Büyük Üstat Necip Fazıl'ı bir kez daha rahmet ve minnetle anıyor, ruhu şad, mekânı cennet olsun.



Kaynak: Etik Haber ve Prof. Dr. Osman ÖZSOY- Haber7.com

Etiketler (ülkücüler, olarak, necip, fazıl'ı, unutmadık, )

Benzer Başlıklar...

» 'Ergenekon İsimli Şarkımı Diriliş Olarak Değiştirdim.'

» Ankara da Ülkücüler den İsraile Tepki

» NE SİZLERİ, NE KARA EYLÜLLERİ UNUTMADIK...UNUTMAK İHANETTİR...

» Utanmaz Sabah Gazetesi'nin, Şerefsizce İfadesi, Ülkücülerce Protesto Edildi

» Danıştay, Ayasofya'nın Cami Olarak Hizmete Açılmasını Reddetti

» 'Ülkücülerin Örnek Kişisi Türkeş'tir.'

» Gözün Arkada Kalmasın Necip Fazıl KISAKÜREK, O Gençlik Biziz

» Ankara'da Ülkücüleri Sevmeyen Polis, Sakarya'da pkklıları Güzelce Korumaya Aldı

» 'Parti Olarak Bu Çağda Böyle Bir Dava Açılmasını Üzüntüyle Karşılıyoruz'


Henüz yorum eklenmemiş...

    Üzgünüm, sadece üyeler yorum gönderebilir, üye iseniz giriş yapınız.